Ana Sayfan Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   E-Posta   Tavsiye Et   İletişim  Site Haritası
Bugün : 9 Eylül 2010   
 
 
Türkçe Sevdalıları
 

Anasayfa

Derneğimiz

Fikir Meydanı

E-Posta

Ziyaretçi Defteri

Destekleyenler

Kitaplık

Etkinliklerimiz

Reklam Ver

Müzik Dinle

Yönetim Kurulu

Kurslarımız
 
Fikir Meydanı'ndaki Son Cevaplar : Sen ve Ankara..(cuneytbehlul) Sayın Başbakan ne demek istiyor??..(kadimkitap)  Sayfa :1,2,3, Nazım Hikmet mi, Necip Fazıl mı? (Sanat ..(cuneytbehlul)  Sayfa :2,3,4, ADAM..(cuneytbehlul) Biliyor musun?..(cuneytbehlul) Takas Etmek İstediğim 100den fazla kitab..(alihut) Chat Dili..(csevindik) ışıgı yanan evler..(ufp65) Büyük Şehir Belediyesi..(ufp65) Nihad Sâmi BANARLI..(geceyagmuru)
Kullanıcı Adı : Şifre : Güvenlik :870814 Hatırla :

  Türkçe Sevdalıları  Fikir Meydanı || Serbest Kürsü
   Nihad Sâmi BANARLI

| Word belgesi olarak kaydet

turkasya
[Çalışkan Üye]



Bildiri sayısı : 235
Giriş Sayısı : 1802
Konudan Aldığı Puan : 0  Puanı : 41
Konuya Puan Ver
Üye Bilgileri
    Zaman, hataları ve sevapları olduğu gibi, çok kere bir kum fırtınası  hızıyla, unutulmaması gereken değerlerin de üstünü  örtüyor. Bu yüzden, bizim için kıymetli olan bir kısım şahsiyetin portreleri, zamanın merhametsiz elinde canlı renklerini kaybedip gittikçe soluyor ve sislere bürünüyor. Kadirbilir bir dost çevresi de olmasa, bu şahsiyetler neredeyse tamamıyla unutulup gidecek. Nihad Sâmi Banarlı, böyle bir çevrenin ısrarı ve gayreti sâyesinde hâlâ hatırlanmak talihine erişmiştir. Kim bilir, belki de bu, onun Yahya Kemal’in şahsına ve hâtırasına gösterdiği vefanın bir mükâfatıdır.


    Vefa denilen kavram, Nihad Sâmi’nin şahsiyet örgüsünde zirve noktalardan biridir. Adı bile neredeyse unutulacak hâle gelmiş vefakârlık, onun nazarında tabiî bir duygu, hattâ bir vazifedir. Öyle olmasaydı, her cumartesi gününü, hayatını Park Otel’de sürdüren Yahya Kemal’i ziyarete tahsis eder miydi? Bütün bir hafta ders verdikten, yazı yazdıktan sonra, tatil gününü büyük şairle birlikte çalışmak için ayırır mıydı? Daha çok bir mesaiyi andıran o sohbetlerden “Kendi Gök Kubbemiz” ve kısmen de “Eski Şiirin Rüzgâriyle” kitapları çıkmıştır. Yahya Kemal, bütün sanat hayatı boyunca kitap hâline getirilememiş şiirlerinin yayımlanmasını –kendi görememiş bile olsa- Nihad Sâmi’nin sabrına ve titizliğine borçludur.


    Sonra, Yahya Kemal külliyatının cilt cilt eserleri raflarda sıralanmaya başladı.  Nihad Sâmi Bey de kendi kalemiyle onun hakkında eserler meydana getirdi. Bununla da yetinmeyip Yahya Kemal Müzesi’ni kurdu. Yahya Kemal Enstitüsü yine onun gayretiyle hayat buldu. Bu enstitünün kitap hacmindeki dergileri de Nihad Sâmi Banarlı’nın himmetidir.


    Yahya Kemal, Nihad Sâmi Bey’in kalbinde öylesine muhkem bir yer tutmuştur ki, üstadının ikinci ölüm yıldönümünde, onu şu satırlarla anmıştır:


    “Bir kat daha inandım ki yeryüzünde çok büyük bir dostluk, senin yakınlığınmış. Zihin ve gönül dolduran sohbet, senin musâhabenmiş. Senin millet dertleri, vatan sevgileri, millî ıstırap çareleri üzerinde konuştuklarınmış. Bunu, senden öksüz kalmanın boşluğunu dolduranlar bilir.”


    Nihad Sâmi Banarlı’nın ikinci karakteristik vasfı, ciddiyetidir. Şahsî hayatında olduğu gibi öğretim alanında, mesleğinde ve yaptığı her işte bu ciddiyetin izlerini buluruz. Yahya Kemal’in arkasında kalan en küçük bir kâğıt parçası bile onun açısından değer taşımaktadır. Bazen bu parçaları birleştirmekte, bazen sadece birini kartona yapıştırıp dosyalamaktadır. Eski gazete ve dergilerden topladığı makaleleri üzerinde dikkatle durmakta; bir deyim, bir terim için sözlüklere, atlaslara müracaat etmekte, çok kere kütüphanelerde araştırma yaptırmaktadır. İlmî titizliği en üst seviyededir. Kendi yazılarındaki dikkatli üslûp da onun ciddiyetine bir başka örnektir. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nde de aynı hassasiyeti görürüz.


    Nihad Sâmi Bey, muztarip bir adamdı. Istırabı başlıca iki konudan kaynaklanıyordu: Biri, çok sevdiği İstanbul’dan, diğeri yine çok sevdiği Türkçe'den. İstanbul’un gitgide beton yığını hâline dönüşmesinden âdeta dehşet duyuyordu. Ona göre, bu beton yığınları, içindekileri yan yana, üst üste, duvar duvara, kapı kapıya vererek yaşamaya mahkûm ediyordu. Böylece onların yalnız vücutlarını değil, ruhlarını da en sıkıcı, en rahatsız edici bir beton kalıbına hapsediyordu. Apartıman yerine yeşil, güneşli bahçeler yapmaya, bahçe ortalarında her taraftan ışık, aydınlık, hava alan ufak, büyük evler kurmaya neden muktedir olmayacaktık? Öyle olsa, çocuklarımız güneşte ısınır, toprakta oynar, kelebek kovalar yavrular olarak ne güzel yetişirlerdi. Dar ve havasız yerlerde, kuytu apartıman hücrelerinde geçen bütün bir kış hayatı sağlığımızla beraber ruhumuzu da, ahlâkımızı da karanlığa sürüklüyordu. Ruhî gerilikler, yaşanılan yerlerdeki bozuk havaların, bu yerlere ait pervasız ve lâubali gelenek ve göreneklerin çaresizliği olarak ortaya çıkacaktı. Buraları enerji yoksunluğuna, neme lâzımcılığa, vazifelerimizde görülen isteksizliklere ve başkalarına ait her şeye göz diken pervasızlıklara sebep olacaktı.


    İstanbul’u vatanın ve tarihin özü bilerek, tam bir aşkla sevmenin; anne gibi, sevgili gibi, vatan gibi sevmenin lüzumuna inanan Nihad Sâmi’nin ıztırabı, şahsî olmaktan çok millî çizgiler taşımaktaydı.


    Onun ikinci ıztırabı, Türkçemize yönelen tehditlerden ileri geliyordu. Dilimizin yanlış kullanımını gördükçe ve bu tür hataların telâffuza aksini işittikçe kahroluyordu. 700 seneden beri dilimize yerleşmiş uzun seslerin verdiği âhengi yok etmenin ne anlamı olabilirdi? Hele yabancı kökten geliyor diyerek, günlük hayatımıza kadar girmiş kelimeleri atmak ve yerlerine kimsenin anlamadığı başka kelimeler koymak neyin nesiydi? Devrik cümle yeniliği ise, Türkçenin kurallarını hiçe saymaktı. Bir edebiyatçı ve bir Türk evlâdı olarak bu gidişten teessür duymamak mümkün müydü? “Türkçenin Sırları” onun bu konulardaki ikazlarını, endişelerini, hattâ korkularını dile getiren bir şaheserdir.


    Nihad Sâmi Banarlı’nın bir diğer bariz vasfı da çok sağlam bir millî şuura sahip olmasıdır. Bu şuura varmasında bilgi birikiminin de büyük katkısı olduğu söylenebilir. Vatanı bilerek sevmek, tarihi bilerek sevmek, millî değerleri bilerek sevmek, şüphesiz sadece Nihad Sâmi Banarlı’ya mahsus değildi. Ama, onda bütün bu vasıflar kemale ermiş gibiydi. Şiirimizde, mimarîmizde, destanlarımızda, edebî eserlerimizde öz varlığımıza has sesler, görünüşler, söyleyişler arar ve bunları bulduğu zaman ne kadar mes’ut olurdu. O, bir ayağıyla bu topraklara sımsıkı basarken diğer ayağıyla tarihimizin, kültürümüzün, medeniyetimizin izlerinde gezinirdi.


    Nihad Sâmi’nin öteki vasıfları arasında tahammül ve sabır da vardır. Öyle olmasaydı eğer, kütüphane dolusu kitaplar, makaleler, araştırmalar meydana gelir miydi? Bu sabır belki çile dahi sayılabilir. Öyle olsa bile mübarek bir çiledir.


    Otuz üç yıl önce, Nihad Sâmi Banarlı’nın gözlerini kapadığı  günlerde çıkan yazımda, Yahya Kemal’e kavuşmasını şöyle belirtmiştim: “Tam Nihad Sâmi’ye yaraşır bir ölüm. Şimdi ikisi de oradalar: Boğaz’ın kuytu bir yamacında hasret gidererek, âdeta yan yana  ve kol kola “aziz İstanbul”u seyreder gibiler.”


    Merhum Ahmet Kabaklı da Nihad Sâmi’yi güzel bir benzetmeyle anıyordu: “Nihad Sâmi, kelimelerin serdarı idi. Kelimeleri şimdi onsuz, başıboş bir sürüdür.”


    Onu Âşiyan’da toprağa verirken, arkasında bıraktığı boşluğun nasıl doldurulacağını düşünüyordum


    Aradan geçen uzun yıllar, ne yazık ki fazla ümit vermiyor.

29.07.2009 13:33:00

Altan Deliorman

(alıntı - sanatalemi.net)


--------------------
"BİR MİLLET BAĞIMSIZLIĞI DAHİL HERŞEYİNİ KAYBEDEBİLİR. FAKAT DİLİNİ SAKLADIKÇA, O MİLLET YAŞIYOR DEMEKTİR."
04.11.2009 21:32:06
                                        

Reklam Sistemi

geceyagmuru
[Yeni Üye]



Bildiri sayısı : 1
Giriş Sayısı : 9
Puanı : 0
Üye Bilgileri

Bugüne kadar fikirlerini,düşüncelerini tanımamış olmaktan dolayı büyük üzüntü duyduğum Nihat Sâmi Banarlı üstâdı ,hepimizin yeniden keşfetmesi gerekir sanırım !

Teşekkür ederim paylaşım için.


--------------------
..
09.03.2010 10:44:50
        

[1]
     

Fikir Meydanı'nda Açılan Son 10 Konu
Açan
Fikir Meydanı Bilgileri
Sen ve Ankara..
cuneytbehlul
ADAM..
cuneytbehlul
Biliyor musun?..
cuneytbehlul
Takas Etmek İstediğim 100den fazla kitab..
alihut
Büyük Şehir Belediyesi..
Sesbayragim
Fikir Meydanı'ndaki 4 Bölümde 14 Başlık Var , Bu Başlıklara Açılan1034 Konuya 5055 Cevap yazıldı..
Üye : 0 Misafir : 1 Toplam : 1 En Fazla : Kişi .. ::
Kimler Bağlı Bağlı Üye Yok
Genel Sorumlu - Yönetici - Meydan Sorumlusu - Editör
Nice Yıllara Nice yıllara » rcevikbas , » fahrihocqm , » mukremin , 

2004 - 2008 © Türkçe Sevdalıları
Sitemiz Aspsitem Ay Yıldız Sürümüdür.
Bu sayfa: 0,23 saniyede açıldı.
 
toplistler
webservis hosting